Gönderen: asuahua | Haziran 9, 2008

özledim..

yine karşıdaki tuz tepeleri altına dönüştü..penceremdeki bu manzarayı görebilmeni istedim şimdi..

bugün yirmi dakka boyunca entersan bir dolu yağışı oldu..dolunun yağmaya başlamasıyla da içerde bir yağmur başladı 🙂 yağmurun altında doluyu izledim elimde bir bardak sıcak çayla..sonra da etrafa yayılan yağmur sonrası kokuyu hissettim o geceleri düşleyerek..eve gidene kadar suratımda hafif bir gülümseme..

bir kadeh şarap doldurdum usulca..uzattım ayaklarımı ve yaktım yağmur sonrasını dinlerken sigur rós’yu..bir de avuçlarımda kuzey denizi kıyılarından yel değirmenleriyle yolladığın sesin..duvarlarda yankılanan sadece o iki kelime..

Reklamlar
Gönderen: asuahua | Mayıs 7, 2008

saatler mi durmuş yoksa zaman mı..

an itibariyle ne yapacağımı bilemeden dolanıp duruyorum..der demez sesini duyuyorum..

çok sessiz kaldı buralar..

sessizliği bozmak için üstünde 1870 sayılı mani olan falım sakızı kağıdını cızırdatıyorum..çok feci bir ses çıktı..üstüne de senin şu meşhur “haaayytt”larından patlatıyorum..biraz rahatlıyorum..falımı da yazmak isterdim ama çok saçma..yoksa yazsam mı..dur yazayım bari:

bir yemekte görmüş seni/seven kalp bulur seveni/o şişli’de bir okulda/edebiyat öğretmeni..çok manidar gerçekten..

bugünü ilk önce salı zannettim ve “allaam hiç mi geçmez şu salılar” diye geçti yine içimden..ben de oluşan bu salı sendromu nedir..yani sadece bende mi mevcuttur yoksa herkeste olan bir hâletiruhiye midir..sonradan da “ooo,bugün perşembe oldu yaa..kart yapmayı unuttuk çocuklarla” dedim..sonra babino’nun yaprak dökümünü görünce çarşambadaymışız yahuuuuu, dedim..bendeki bu saniyelik varsanılar..ah ah..

her akşam eve gelince mekik çekme, kendimi paralama atraksiyonlarına tanık olan babinoyla akşam yemeğinde, özenle yapılan tandır ekmeklerini mideye indirme durumları beni derin çelişkilere sürüklemekte..o mis gibi tandır ekmeğini yemek uğruna caaanım pilavımdan vazgeçmek durumunda kalıyorum çoğu zaman..havaların ısınması pek hoş olmadı..etrafta bir sürü ev..yakılan bir sürü ocak..kokan mis gibi yumuşacık süper tereyağlı tandır ekmekleri..bir bahçeye çıkıp piknik yapmadığımız kalıyor..bir de bol bol alça ile çağla yiyoruz üzerinize afiyet..yani aralarda pek ağzımız durmuyor anlıyacağın..

bak şimdi hüzünlendim birden..sin palabras’tan olsa gerek..ne diyor hiç bilmiyorum ama enteresan bir hüzün çörekleniyor şakaklarıma..sanki başım ağrıyormuşcasına kaldırmaya çalışıyorum kaşlarımı..sonra bırakıyorum herşeyi..bir yudum alıyorum sobanın sıcaklığıyla saatlerce kaynayan çayımdan..ne çay ama..dilimdeki kekremsilik tam da suratıma yapışan ifade gibi..

kaç dakikadır bakıyorum bir oraya bir buraya..yine başa döndüm anlayacağın..bilemiyorum ne yapsam ne desem..tek yaptığım bir sandalye tepesinde ayağımla ve ellerimle feist’e eşlik etmek..bu şarkıyı her dinlediğimde gözümün önüne ray charles gelir nedense, sağ ayağı ve elleriyle şarkıya eşlik eder bir şekilde..ama artık mevzuyu bağlayamıyorum..ben en iyisi sözü sea lion woman‘a bırakayım..

Gönderen: asuahua | Şubat 20, 2008

Uzman görüşü

budur2.jpg 

Auhausa        : Tatlım sen uzmanlık yapmayı düşünmüyor musun? Sizde uzmanlık falan yok mu?

Yksbunab      : !!!!!????

Zofrometem  : Doktora yapıyor ya daha ne yapsın…

Yysbunab      : AB uzmanlığını sallamadın galiba…

Gönderen: Danubsky | Şubat 5, 2008

Karda termal keyfi

Macaca fuscata

– Yeterince ısındık, biraz da dallarda sallansak?
– Biraz daha sabret, geçen seferden kıymıklar duruyor!

Gönderen: asuahua | Eylül 17, 2007

Tuş

Asuschka: Şebek oldum yine tatlım. Eğleniyor musun sen benimle?

Danubsky: Seninle eğlendiğimi mi düşünüyorsun? Ben birlikte eğleniyoruz diye düşünmüştüm.

Asuschka: Senin konuşup eğlenmeni istiyorum, o yüzden böyle konuşuyorum. Konuşurken kendim de eğleniyorum. Senin böyle eğlendiğini gördüğümde ikinci kez eğleniyorum. Double yani..

Başta zaman yoktu. Ama insanlar anı değerlendiremedikleri, böyle birbirleriyle eğlenemedikleri için zamana mahkum edildiler. Yani örneğin adama 5 dakika da versen 50 saat de versen eğlenemez, zamana mahkum olur.

Danubsky: Çünkü sonsuz çok gelir onlara.

Asuschka: Ama bir dakika. O zaman bu döngü devam eder, insanlık için yine sonsuzluk olur. Mesela Leyla ile Mecnun, onlar zamanı durdurmuşlar. Biz yaşayıp ölüyoruz, onlar yaşamaya devam ediyorlar. Aşkları hala biliniyor.

Danubsky: Evet ama bence önemli olan ne kadar bilindiği değil. Onları sonsuzlaştıran yaşanan aşk, aşkın yaşanmış olması. Bilinmeyen ne aşklar vardır, belki Leyla ile Mecnununkinden de büyük, ama kimse bilmese de yaşanmıştır.

Asuschka: Hmm, o yüzden rahat ol, gevşe, şşşşt, sakin ol, anın tadını çıkar mı diyorsun yani?

Danubsky: Diyip duruyorum zaten…

Gönderen: Danubsky | Eylül 17, 2007

Öncül kasılmalar

Asuschka: İmgeler için kelimeler oluşturulurken seslerin klikler arasında neye göre seçildiğini merak ediyorum. Nasıl yani, bu sesler nasıl seçilmiş, gelişine( dudaklarının önündeki sesleri parmaklarının tersiyle süpürürcesine bir el hareketi ile) mi yani?

Danubsky: Tabiî ki gelişine

……………………………………..

Danubsky: Kuşların neden “zort zort” değil de “cik cik” diye öttüğünü merak ediyorsun yani?

Asuschka: Aynen öyle…

………………………………………

Danubsky: Ama dilin evriminde katedilen mesafeyi de takdir etmek lazım. Örneğin iki maymun oturup yaptığımız şu muhabbeti yapabiliyor mu?

Asuschka: Valla bilemiyorum. Zaten şu durumda pek de bir farkımız yokmuş gibi geliyor.

Kategoriler